New Page 1

Resim Yolla | Haber Yolla | Fıkra Yolla |     Önemli Sima Ekle                                                                      Turkish English   Gürcüce  

 
New Page 1
Köylerimiz
Soylar(Sulaleler)
Mutfağımız
Yöresel Müzikler
Üye Listesi
Turizm
Haberler
Önemli Simalar
Dost Siteler
İlçemiz
İlimiz
Gürcüce
İletişim

Eğlence

Sohbet
Şiirler
Fıkralar
Ata Sözleri
Bayram Mesajları
Yeni Yıl Mesajları
Bilgi Köşesi
Dini Bilgiler

Forumdan

 



  Yorum yazmak için üye girişi yapınız...

REKLAM VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ


Not : Okuduğunuz haberle ilgili yorumları Yorum Ekle butonunu kullanarak yazınız.

İçimdeki türkü Artvin...... 

KEVSER RUHİ (Arşivi) Artvin, benim kalbimin en doğusundaki Karadeniz’imdir. Denizi en koyu mavi, ormanı en kara yeşil, suları en billur şehrimdir

Karadeniz’de, dünyanın en güzel bedduasını Kazım Koyuncu’nun buğulu sesinden dinleyerek yolculuk yapmıştım: “Kimse almasun seni/Kimse almasun seni/Yine bana kalasun.” Giderek denizden uzaklaşmıştık. Dağların kırıla kırıla yükseldiği, daha daha yükseldiği, kimi yerde birbirine yaslanıp kimi yerde uzaklaştığı, bulutlara sarınıp gökyüzüne karıştığı bir coğrafyada bulmuştum kendimi. Dedelerimin bir masal ülkesinden söz eder gibi anlattıkları Artvin’e ilk gelişimdi. Şehrin gamlı bir yalnızlığa büründüğü akşamüstünde, hava yavaş yavaş karardı. Bulunduğum yerden daha aşağıda kalan şehir merkezi ışıl ışıl görünüyordu. Bildiğim bütün dağ, tepe, yükselti gibi kavramları yeni baştan tanımlamam gerekiyordu galiba.
Uzakta, yüksekte tek tük ışıklar seçiliyordu. “Şu ışıkların olduğu yer neresi?” dedim, “Artvin” dediler. Karşı dağı gösterdim, “Orası neresi?” diye sordum, yine “Artvin” dediler. Döndüm, arkamdaki dağlara baktım, “Ya orası neresi?” diyecek oldum, gülerek “Orası da Artvin” dediler. Dağlar, Artvin’in etrafında horona durmuş sandım o an. Coşkusuna hüzün de karışmış bir tulum sesi yayıldı havaya inceden. Konuşmak anlamsızdı artık, soru sormak da... Türküler vardı nasılsa.
Şehirlerin de yüzü vardır; insan yüzlerine benzer. Oralara ait anılarımızla şekillenen kimliği ve görüntüleri vardır. Benim şehirlerimden Balıkesir, kumraldır örneğin... Kırmızı yanaklı, beyaz tenli, çakır gözlü bir genç kızdır. Şivesi Rumeli’ye çalar. Sesi, türkülere pek yakışır. Biraz Kafkasya’dır, çokça zeytin kokulu Ege’dir. Bursa ise zümrüt gözlü, mağrur bir kadını andırır. Giysileri has ipektendir. Ömrü boyunca nice göçmenin koruyanı, kayıranı olmuş, nice göçmenin yarasını sarmıştır. Hüzünlü mazisine inat, neşeli türküler söyler. Ankara, coşkuları törpülenmiş bir adama benzer. Taşkınlık yapmak içinden gelmez; “mevzuat”a takılır, hayalleri bile... Her şeye rağmen yarınından ümitlidir, sabırla bekler. Sesi taraz tarazdır, türkülerindeki efkâra canlar dayanmaz. Şaşırtıcı güzellikte gizli bahçeleri vardır; onu da yabancılar bilemez.

Yağmurunda ıslanmak
Artvin yağız bir delikanlıdır. Heybeti göz kamaştırır. Öyle olsun diye değil, başka türlüsü mümkün olmadığı için heybetlidir. Heyecanlıdır, coşkuludur. Gülüşü içtendir. Bu dağda kahkaha atsa karşıki dağlar şenlenir. Şaka kaldırır. Çekingendir ama efendiliğini de görmezden gelemezsin. Omzuna dokunan sıcak bir eldir. Dağlarına yaslanır, sonsuza dek öylece kalmak istersin. Artvin özlenendir. Bu şehrin insana başka türlü dokunuşu vardır; o özlenir. Artvin’i özlemek, herhangi bir şehri özlemeye benzemez. Sisler içinde kaybolmayı, yağmurunda ıslanmayı, bulutlara değmeyi özlemektir Artvin’i özlemek. Varsın bu şehirde “Mecburiyet Caddesi”nden başka cadde olmasın! Bu şehir, tarihinin derinliklerinde kalmış acılı göç hikâyelerine ağlarken hem kavuşmanın güzelliğini hem de ayrılığın acısını duyumsatıyorsa insana, varsın bir tek caddesi olsun. Ne çıkar? Artvin, benim kalbimin en doğusundaki Karadenizimdir. Denizi en koyu mavi, ormanı en kara yeşil, suları en billur şehrimdir. Bulutlarla yarenlik ettiğim, yağmuruna boyandığım, sisinde kaybolduğum yerdir.
Çay ve deniz kokan Arhavi’den de söz etmeli şimdi. Hopa’nın dağ ile deniz arasına yayılmış güzelliğini de yazmalı. Şavşat’taki kapkara ormanların olağanüstü görüntüsünü de çizmeli. İçinden Çoruh geçen Borçka’nın sıcakkanlı insanlarını anlatmadan olur mu peki? Söylentiye göre adını mor çiçekli orman gülü morkumardan alan Murgul’un, kendini yenilemeye çalışan doğasını da anlatmalı. Dağlar arasındaki çukura kurulmuş olan Ardanuç’un bir akşamüstü içime çöken hüznünden de dem vurmalı. Yusufeli’nin baraj suları altında kalacağını da kayda geçirmeli.
Artvin, insanın içine usul usul yerleşen bir şehirmiş meğer. Ondan sonra nereye gitsen Artvin ardından geliyor, nereden dönsen seni karşılıyor sanki. Beyninin kıvrımlarına yerleşiyor, gözlerine doluyor, kalbine giriyor, daha da çıkmıyor. Diline takılan türkü oluyor; söylemeden edemiyorsun: “Kimse almasun seni/Kimse almasun seni/Yine bana kalasun.”
Artvin, içimdeki türkü, kalbimin en doğusundaki Karadeniz... Muhteşem ve mütevazı şehrim; hem çok derinimde bir yerden geçiyor hem de hasret sancısı çektiriyor bana. Oraya giderken yollarda dinlediğim türküyü mırıldanmak, şimdi beni ne kadar teselli edecek acaba? Hani şu, içinde dünyanın en güzel bedduası bulunan türküden söz ediyorum... Mecazı hiçbir dile tam olarak çevrilemeyecek olan yürek yakan o dileğe katılıyorum Kazım Koyuncu ile beraber: “Yuzunden silinmesun/Yuzunden silinmesun


Bu yazı 13.07.2008 günü radikal 2 köşesinde yayınlandı..yazar kevser ruhi tarafından...

Göndere :  Adem Keskin |Tarih:15.07.2008 
Bu haber 2046'kez okundu

Bu alana Reklam verebilirsiniz....

  Yorum Ekle 

 

tuna haklısın galiba..
tuna çok güzel bir yorumda bulunmussun...ben hep aynı şeyi söylerim bir gün geri gideceğiz ama ne zaman ..belkide söylüyorsunuz ki o zaman bu kadar dert yanıyorsunuz ne işiniz var o şehirde diyeceksiniz ama bilmiyorum bir gün olacak geri döneceğiz..biz hiç istanbullu olmadık..bedenimiz burda ama ruhumuz oralarda...
Adem Keskin


cennet bu kadar mı güzel anlatılır
hani bize çocukken cenneti anlatırlar hani o herkesin gitmek için can attığı yeşil mi yeşil suları tertemiz olan içinde huzur bulacağımız yeri bence cennete gitmek için ölmemize gerek yok cennet te gitmek için artvine gitmek yeterlidir o tam bi cennettir başka söze gerek yok cennetimiz dururken ne işimiz var bu cehennemde bilmiyorum ama az kaldı biliyorum cennetime gideceğim günüsabırsızlıkla bekliyorum
TUNA TURANLI



DUYGULARIMI DİLE GETİRMİŞSİNİZ.TEŞEKKÜR EDERİM


 

 

 

 

©2006 Web-master: Klaskur Bilişim

 

ANKET

Anketler

Son Eklenen Ürünler
MAİL GRUBU

* Eski üyeler otomatik olarak mail grubuna dahil edildi

Arkadaşlarınızı , hemşerilerimizi ve klaskurluları sitemize davet edin...


ÜYE GİRİŞ

New Page 1
New Page 1
Toplam : 1262 üye
En son üye

Tekin Tufan Mir

Bugünkü Ziyaretçiler

New Page 1
New Page 1

SPONSORLARIMIZ

              Desteklerinizle sitemiz daha da büyüyecek...

Sponsor Olmak İçin Tıklayınız

 

KAN BANKASI